31 Ekim 2010 Pazar

hayal..

aç kapıyı ne olur dışarda kaldım 
çok üşüdüm sıcağına bel bağladım
talihsizlikler üst üste geldi
kendimi güç bela yanına attım
sana inandım koştum geldim 
dünde ne vardı unuttum geldim
dünya yansın koyverdim
bana biraz renk ver..
en başından biliyordum adalet vardı..
hiçkimse duymazsa bi duyan vardı
en kötü kararlardan beterdi kararsızlık
niyetlenince Tanrı yolumu açtı..

            Bugün kalktım gene güneş müsade etmedi rüyamın en güzel yerinin "sonunun" tamamlanmasına.İsyan ettim bi rahat ver diye.Odam çok havadar olmasına rağmen eşyalar bu sabah benim üstüme üstüme yürüdü,hava birden karardı,yağmur fırtına,lodos bile karşıydı bugün bana,saatler,güneş çok darıldı bana haklı da çocukluğumdan yadigar bir şımarıklıkla kırdım kalbini..şimdi doğa ana benden intikam alıyor.Odamdan çıktım banyoya gittim maksat temizlenmek pisliklerimden.Aynada spot ışıklarının aydınlattığı çıplak aciz bedenime baktım uzun süre ne kadar bilmiyorum.Yeni röfleli saçlarım darma dumandı,dünden kalma makyajım akmıştı,her zaman parıldayan gözlerim çok soluk bakıyordu,omuzlarım çökmüştü aynı anda gözlerimin altıda o güçlü kadın yoktu karşımda.Herşey üstüme gelmeye başladı duvarlara tavan eşlik etti,sesler kulağımda ilk başlarda sözcükleri ayırt ettiğim ama anlamlandıramadığım sesler şimdi boğuk bir uğultuya dönüşüvermişti.Beni çok rahatsız etmeye başladı tıpkı on Kasımlardaki siren sesine benzer bir ses te eklenince çekilmez olmuşlardı.Ayak seslerini duydum bana geliyorlardı uğultu artıyordu git gide çoğalarak geliyorlardı.Ben de duşakabine kaçtım kapattım kağılarımı suyu sonuna kadar açtım duymamak için.Artık güvendeydim tazzikle akan su tüm pisliklerimi alıp götürücekti kanalizasyona.Ne kadar kaldım bilmiyorum ama sonrasında kendimi havaalanında biletim elimde uçağımı beklerken buldum.Nereye gittiğimi bile bilmiyordum tek bildiğim gideceğim yerde güvende olacağımdı.Uçağıma bindim bikaç saat sonra varmıştım gideceğim yere.Kimin yanına gitmeyi planladıysam ona haber vermemiştim doğal olarak haberi yoktu peki neydi bekleme salonuna birilerini arayan gözlerle bakışımın sırrı? Dışarı çıktım bir taksi çevirdim taksicinin aksanı çok düzgündü onun için hala hangi şehirde olduğumu bilmiyorum.Bir bilinmeze gidiyorum ama içim huzur dolu sevdiğim birinin yanına gidiyorum galiba.Kim bilir..
           Taksi dar bir sokağa girdi sanırım bu son dönemeçti geldiğimden değil içime doğdu nerden doğduysa..
Eski bir apartmanın önünde durdu.Taksiciye parasını uzattım.Teşekküretti bende ettim ayıp olmasın diye.Eski dedim ya asansör yoktu bavulumla beş kat çıkmak zorunda kaldım.O kadar gürültü etmeme rağmen bir allahın kulu kafasını uzatmadı "noluyor?" diye.Biz olsak bütük apartman çıkmıştı koridora.Sonunda gelmiştim uzun koridordan geçtim ve sonunda kapıya ulaştım.zile gitti elim ama çalamadım.Neden mi? neden burda olduğumu bile bilmiyorum nedensiz herşey.Telefonumu çıkardım mesaj attım hala kim olduğunu bilmiyorum sır.          Attığım mesaj:"Aç kağıyı ne olur dışarda kaldım çok üşüdüm sıcağına bel bağladım talihsizlikler üst üste geldi kendimi güç bela yanına attım.Sana inandım koştum geldim dünde ne vardı unuttum geldim dünya yansın koy verdim bana biraz renk ver.." kağı açıldı sanki beni beklercesine içeri buyur etti yüzü hala yok.Muamma..!!
karşıma geçiyor boyu benden uzun başım yerde.Bir anda üstümdeki yükler ağır geliyor belkide herşeyi bırakıp gelmenin yükü bilmiyorum.Yere yığılıveriyorum dizlerimin üstüne.O da eğiliyor göğsüne bastırıyor beni.Tam da istediğim bu.Nerden,nasıl bilebiliyor neye ihtiyacım olduğunu.sarıyor beni güçlü kollarıyla bende sarılıyorum cılız kollarımla.Başımı daha bir sağlama alırcasına kimseler görmesin diye içimde ne varsa boşalıyor gözlerimden.Hıçkırıklarım durumu biraz daha dramatize etse de ikimizde halimizden memnunuz.Arada saçımı okşadığını hissediyorum.Aman allahımm en sevdiğim şey..peki nerden biliyor?İkimizde konuşmuyoruz ama sözcükler başka bir dille aktarılıyor.Bu yöntemle saatlerce ona anlatıyorum oda bana anlatıyor.Çok özlemişiz neden bu kadar bekledin diyor.Bi şey diyemiyorum..Ne diyebilirim ki..Çok huzurluyum.Artık kimse bana zarar veremez..Bu düşüncelerle çektiğim en güzel uykuya dalıyorum artık ne güneş ne fırtına uyandırabilir beni..sonrası yok öncesi yok.."bir tane daha yok şu andan.." neler vermezdim böyle bir an için..

28 Ekim 2010 Perşembe

şehirler..

            Ben senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
Iyisi mi,beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni gorebilesin
Fedakarliğimi anlıyorsun
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşiyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yaşarız
külümün içinde külün
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz o zamana kadar
o kadar karışacağız ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacagız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasndan nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak iki çiçek açacak :
biri sen biri de ben..!!
Ben daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da Bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
Içimden bir şey : belki diyor..






                " Ne zamandır yazamıyorum sana." Demeyi ne çok isterdim sana ama kendi isteğimle yazmadım.Hayat dediğin şey ne kadar yoğun da geçse her gün aslında bir öncekinin tekrarı işte bu yüzden tam anlamıyla dolmayı bekledim.Bekledim ki bir öncekinden çok daha güzel işler çıksın ortaya. EARLE WİLSON'ın dediği gibi "Dün yaptığınız şey size hala iyi görünüyorsa,bugün yeterli değilsiniz demektir.Bu sebepten dolayı sonbaharın en güzel günlerini dünden çok değil sadece bir adım ileride olmak için değerlendirdim ve işte burdayım.
                Bu aralar çok fazla kullanıyorum beynimi projeler,sunumlar,araştırmalar,kitaplar,makaleler..Ama işin garibi şu ana kadar hiç düşünmediğim şeyleri düşünmeye başladım.Mesela "Şehirleri" hiç düşündünüz mü hangi şehiri seviyoruz en çok? İzmir?İstanbul?Ankara?Eskişehir?..Peki neden o içimizden tuttuğumuz şehiri seviyoruz yada nefret ediyoruz ? bunu hiç düşündünüz mü? ben de hiç düşünmemiştim bu aralar bunu düşünüyorum uyumaya çalışırken.Bir şehiri güzel yada çirkin yapan mimarisi,tarihi,yolları,barajları,alıveriş merkezleri,terminali,havaalanı,caddeleri,sokakları değildir.Bir şehiri güzel yada çirkin veya vazgeçilmez yapan şey içinde yaşayan insanlardır,anılarımzıdır.Dünyanın en kötü sokaklarına,en harabe şehirinde sevgiliyle geçirilen sevgi dolu birkaç saat o şehiri vazgeçilmezler listesine ekleyiverir."Neden bu kadar çok seviyorsun?" Dediklerinde nutkunuz tutulur.."seviyorum çünkü..seviyorumm..ama içinizden geçenler ben o güzel insan(lar)la güzel saatler ve günler geçirdim.İşte o güzel anlar yaşamımızı anlamlı kılan.
             Yıllarca bu şehirden kaçmaya çalıştığım bi anda bu şehiri sevmem için bir sebebim varken.Şimdi o sebep bavuluna yaşanan güzel anlarımızı alıp gitti çok uzaklara.Bana ise yeni yeni tadına varabildiğim ama her adımımda bana buram buram sevgiliyi hatırlatan bir şehir.Birzamanlar bu şehir bana kasveti hatırlatırken yakın geçmişte bana umudu,mutluluğu,huzuru hatırlatıyordu..ama şimdi..şimdi bana sadece hüznü hatırlatıyor.Yitirilen güzelliklerin yerini kazandığın güzelliklerle dolduramadığın bir şehir.Gökyüzünde toplanan bulutlar,üzerine bastığım kaldırım taşları,oturup denizi izlediğim banklar..hepsi içinde derinlere ittiğin yapbozun en önemli parçasını hatırlatıyor.Sonbahar ne güzel bi mevsimsin sen.Hele izmirde.gökyüzünden her daim bir bulut kümesinin ardından gülümsemeye çalışan bir güneş artık benim için daha mat bazıları içinse her zamankinden daha parlak.Bulutlar içindeki hüznü akıtırken yüzüme güneş ve nem ortak olmuş yakıyorlar bedenimi..yağmur tüm bunlara aldırmadan öylesine serin öylesine güzel ağlasam kimse anlamaz gökyüzünün hüznüne karışır gider.Yağmur öyle güzel öyle serin ki tıpkı ağustos sıcağında içilen buz gibi soğuk su gibi.O soğuk su nasıl akıyorsa ferah ferah boğazımdan yağmurda öyle ferahlatıyor bedenimi.Ama yetmez günlerce yıkasa beni bu yağmur yetmez.Eksiğim tamların arasında,yalnızım kalabalıklar içinde,ağlıyorum komedide,gülüyorum tragetyada.Porselen tabakta yemek yemenin tadı yokmuş;aynı tencereden sevgiliyle yemek yemedikten sonra.Babannemin "acılardır seni güçlü kılan."sözünü hatırlıyorum.Evet haklıydı acılar beni güçlü tuttu,sarıldığım bir tek dalım kaldı bu ise beni bir aşıktan öte bir işkolik yapıyor,birde çocuklarımız var tabikide unutamam asla onları terapinin en önemli ayağı onlar.TEGV gönüllüsü olmak insanın hayatından önemli bir adım.Farkındalık önemli..
                Benden bu gecelik bu kadar malum az kaldı bitirme projemiz Migros A.Ş tam gaz hazırlıklar sürüyor,uykusuz geceler..ama değecektir eminim.

26 Eylül 2010 Pazar

yağmur..melisalar..yaseminler..eski günler....:)

"Böyle bir acıya,yürek nasıl dayanır
Nasıl alışır bilmem
Biliyorum senin de,aklın hep bende
Nasıl dersin gelmem
Kırıldın mı çok,yoruldun mu yoksa
Nedir esaslı neden?
Yarım kalamaz inan,bu aşk böyle
Yakalar kalbinden
Emin misin bu kadar kendinden
Ne zaman çıktın aşkın emrinden
Gurur mu onur mu, söyle bizi vurur mu?
Biz böyle severken
Düştüysek kalkarız, daha ölmedik ya
Büyük yeminlerden vazgeçip dönmedik ya
Benim bir günüm geçmez ki seni görmeden
Birtanem, bırakma kendini al kalbini gel hemen.."



              Valla bizi vurur mu vurmaz mı bilemem ama..ben bu yağmura vuruldummm:) Hayatta bana huzur veren tek şey sanırım:) yağmur sesi..yağmur eşliğinde bahçeden gelen yasemin kokusu..ona yan bahçeden eşlik eden melisalar..:)Baş ucumda unutulmaz klasik..Vedat Türkali..yorucu bir günün ardından ayaklarımı uzatmışım buzlu çayımı yudumlarken şu yağmur beni bitiriyor..Bir bakıyorum yurt arkadaşımın doğum günüymüş..profiline giriyorum duvarına yazıyorum.."doğum günün kutlu olsun canım arkadaşım"..Sonra fotoğraf albümleri gözüme ilişiyor okulunu bitirdiğini stajer öğretmen olduğunu tahmin ediyorum.Çalıştığı okuldan fotoğraflar eklemiş öğrencileriyle.Çok duygulandırdı beni.Geleceğe dair ilk korkuları yaşadığım,gece tek başıma bir yurt odasında korktuğumda dairesine gidip hep beraber film izlediğimiz,erzağımızı paylaştığımız,adalarda 3-5 tur attığımız,vize ve final döneminde hep birlikte kafayı yiyip Anadolu'ya da sistemine de bu okulu yazan kendimizede..sövdürdüğümüz canım arkadaşım öğretmen olmuş ve öğrencileriyle fotoğraf çektiriyor.Bir öğrencisi yorum yapmış vay be diyorsun :) Daha dün o internet ekranında gördüğü sonuca seviniim mi üzüliim mi nin çelişkisini yaşayan bizler artık okulunu bitirmiş kariyer basamaklarını tırmanmaya başlıyoruz.O çok korktuğumuz hayat esas şimdi başlıyor.Korkulan,endişe edilen gelecek geldi bile artık farkına varmak gerek.
            Arkadaşlarım öğretmen olup vatana millete hayırlı bireyler yetiştirirken ben ne yapıyorum? Ben bu ülkeyi yöneticem diye yola çıkıp kapitalizmin kurbanı olan eski idealistlerden olabildim ancak.Onca okunan Markslar,Leninler,Keynesler,A.Smithler..o kadar çoklar ki artık beynim otomatik olarak unutuyor..:) Hepsi ben bi gün reel piyasanın malı olalım diye okutuldu diye.Büyükler hala sana bir soru sorarlar kalırsın öyle desinler..Marksı anlamak için koca koca siyaset kitabı okumama gerek yoktuu :) ufkum filan çok genişledi sağolsun fakültenin çok umrunda ya benim ufkum :) Neyse Allah Fakülteme zeval vermesin kii benim gibi diplomalı işsizler ordusu var olsun ilelebet :) Aynı arkadaşım birde yurt odasında çekilen fotoğraflarını gördüm bi hislendim ki sormayın.Özellikle o rahatsız edici yatak başlığına kafamı çarptığım,uçak sesiyle uykudan uyanıp tavana fırladığım günler(Eskişehir'de bulunanlar ne demek istediğimi anlarlar malum hava üssü hiç boş durmaz gece-gündüz:)),lağım kokusundan illalah ettiğim günler..hepsi birden canlanıverdi gözümde içim cız etti.Yaşlandım mı ne hafiften beyazlarda çıktı zaten gerçi onlar stresten:) Ahh ne günlerdi..yurtta tek başıma kalınca yan daireye kaçardım korkudan minnacık odaya 10 kız doluşup bilgisayardan film izlerdik kucaklarda patlamış mısırlar,tabii en fazla iki tabak patlamış mısır olursu el yordmıyla bulurdun mısırı film bi biterdi mısırı sen mi yedin yoksa senin haricinde her yer ve her şey mi yedi :) Aklıma bir an televizyonun daha bikaç evde olduğu yayının belli saatlerde yapıldığı zamanları anlatan filmler geldi.Mahallede bi tane evde televizyon vardır.Bütün mahalle yemekten sonra o evde toplaşır.Çiğdem çitlerler gözler hiç kapanmaz.Televizyonda neyin olduğunun bi önemi yoktur "aptal kutusudur" o :) İnsanlar o yoklukta nasıl mutlularmış diye gıpta ederdim.Benzer durumu biz yurtta yaşadık.Varlık içinde yokluk çektik ama mutluyduk.Adalarda atılan turlar,doktorlar caddesinde yenen Tantuni,çarşıda yapılan alışveriş..Sonra bi alışveriş merkezi açtılar benim gibi büyük şehirden gelenler bu ne yaaa bundan  bizim orda mahalle arasında var dalga mı geçiolar bizimle dedik,küçük şehirden gelenler ve Eskişehir'de bikaç senedir yaşayıp "bu şehire alışveriş merkezi şart"ın mücadelesini veren abilerimiz ablalarımız anaa alışveriş merkezi  dediler :) Neyse beğenen beğenmeyen hepimiz dolup taştık minicik alışveriş merkezinden :) sonra yenileri açıldı ayrı.Ankara'nın kızılayı örnek alındı,İzmir'in barlar sokağı,İstanbul'un nişantaşı ..sağolsun belediye başkanımız bize hiç eksiklik hissettirmedi.Ondan başka üniversite gençliği bizi kolay kolay anlayamaz idrak edemez bir şehire olan bu akıl almaz bağlılığımızı.Laf aramızda bi kısmı da kıskanır içten içe :) Şimdi cebine paranı koyda git bakalım o sokaklar aynı mı hayırrrrrrrr....!!!! aslaa o sokaklar cebinde tramvaya binecek paran yokken güzeldi artık sokak işte :) İzmir daha güzel :) Orda içilen biranın tadı güzeldi çünkü cebindeki son parayı verirdin yurda yürüyerek giderdin filan.Hatta sen dut gibi olurdun sahnede ki solist yanındaki arkadaşına yazardı sırf köprüyü geçsin diye çorba bile ısmarlardı.Para ödettirmezlerdi.Sen tabi bi yolunu bulup tüyerdin o ayrı :) ama o biranın tadı var ya o zamandı şimdi kordonda içtiğim biradan nolcakk :)
               Peki ben nasılım? iyi miyim gerçekten? artık uykumdan uyanıp ağlamıyorum,onun resmini görünce gözlerim dolmuyor,anılar aklıma gelince ağlamıyorum,bütün gün yatıp yaptığım hataları kafamda kurgulamıyorum.Çünkü ben Monte Kristo'ya söz verdim.Sözümü tutuyorum.Gülüyorum eğleniyorum,kursa gidiyorum,hayata karışıyorum,ödevimi yapıyorum,proje hazırlıklarına dahil oluyorum,Vakıf toplantısı olcak 7'sinde ona gidicem.Boş levha olan hayatımı dolduruyorum aziz J.Locke kulakların çınlasın :) Peki ben nasılım? mutlu muyum gerçekten evet çünkü karşılık beklemeden birini sevmenin zevkini yaşıyorum.Bir yerlerde onun da beni sevdiğinden emin olduğum biri var.Erkek arkaşım diyemesem de evet sevgilim.Sevgilerin en güzeli hem de..bunun için mutluyum.Ben artık bardağın dolu tarafını görüyorum,kötülüğün içindeki güzelliği görüyorum.Onu kırdığım zamanlar için pişmanım delicesine değiştirmek istiyorum geçen zamanı.Yapılacak pek bişey de yok aslında ama ağlamamak ta gerek.Hayat akıp giderken ömrüm boyunca bir kez olsun yakalamak gerek.Sevdiğin adama son kez sarılmak şansın varsa sarılmalı,öpebiliyorsan en doğru zaman şu zaman..yapmalısın,ona sevdiğini söylemek için ne çok geç ne de erken,böyle bişey yok hissediyorsan söylemelisin,nefret ettiğinde de sevdiğini söylerkenki kadar başın dik olmalı ve kararlı olmalısın,arkasında duramayacağın,inanmadığın sözler söylememelisin.İki kere düşünüp bir kere konuşmamız için iki kulağımız bir tane ağzımız var.
            Hayat bana 9 ay önce tanıdığı şansı bir kere daha tanır mı bilmiyorum.Gerçekten ben olup onun karşısına geçip elimi uzattığımda gel bu yolda yeniden birlikte yürüyelim diye elimi tutar mı aynı kararlılıkla bilmiyorum.Zaman bizden neler götürür bize neler getirir hiçbirşey bilmiyorum.Sadece yaşıyorum..onu sevmeyi yaşıyorum,hayatı yaşıyorum bana getirdikleriyle götürdükleriyle değil..;)
               


     not:Hayatta iki kere dinleyip bir kere konuşmanız için iki kulağınız ve bir tane de ağzınız var.Evrende herşeyin bir sebebi var ve sen ona ne verirsen onu alırsın.Yarın pazartesi evrene tüm pozitif enejimizi verelim ki bütün haftamız böyle geçsin;)

23 Eylül 2010 Perşembe

insan kendini terkedemez..

         Eğer yapılacak bişeyiniz yoksa..gün içinde yaptıklarınız uyanıp kalan gününüzü yatakta kah internetin başında kah kitap okurken geçiriyorsanız..üstelik ilişkinizin bitmesine sebep olduysanız..anılar asla rahat bırakmaz sizi yaşanan her an onu incittiğiniz her an hatta onun bile farkedemedikleri bir bir gelir aklınıza.Edilen kavgalar,gözyaşları,mutluluklar,kahkahalar,yola çıkarken kurulan hayaller,söylenen her söz bir bir gelir aklınıza.Komik anılara gülemezsiniz bile onlar bile ağlatır sizi.Farkedemediğiniz onca durum..ilişkinizi o güzünüzden sakındığınız ilişkiniz varya hani şu an olmayan..(!) o işte elinizden kayıp gitmişş ve sizz tutmak için hiçbişey yapmamışsınız..üstelik sevdiğiniz insanın tüm uyarılarına,sitemlerine,yüzünüze tokat gibi vuran sözlerine rağmen..bunca zaman nerdeydin? niye sahip çıkmadın? şimdi pişman olman herşeyi daha iyi anlaman neye yarar? hiçbişeye..ona sahip değilsin artık..!!
       Bişeyler yapman lazım yapıyorsun yapacakların daha çok..kafanda hepsi sırası geldiğinde yapıcaksın..sen olabilmek için yıllardır yapıcam diipte yapmadığın ne varsa işe yarın sabah o doktora gitmekle başlıcaksın..karar vermekle büyük bir adım attın gerisini getir..değişmiceksin asla bu değişim değil seni gören herkes değiştiğini düşünebilir ama onlar seni tanımadıkları için değiştiğini sanıcaklar sansınlar emin ol bu halini daha çok sevicekler.Sen değişmiyorsun herşey SEN olabilmen için aslında.Hayata bir artı katabilmen için hani millete sattığın klişe laflar..Peki ya MONTE KRİSTO KONTU ne düşünücek gerçekten SEN olduğuna inanıcak mı sevicekmi bu halini.Tekrar konuşuruz dememiş miydi..konuşucaksınız elbet ne zaman ilişkide SEN  olmaya karar verdiğinde..nasıl bilicem BEN olduğumu? buna SEN karar vericeksin ben değil dedi..o herşeye cevap verdi..sıra sende sen söyle gerçekten istiyor musun kabuğunu parçalamayı? Daha önemlisi bu ilişkiye inanıyor musun? onu geri kazanabilecek kadar güçlü müsün? Şu an o kadar zayıfım ki sürekli uyumak istiyorum uyumak istiyorum..yatağıma kıvrıliim onu son gördüğüm gün giydiğim gömleğimi aliim kokliim onun kokusunu içime çeke çeke uyumak istiyorum günlerce gecelerce haftalar aylar geçsin..ben hep aynı rüyayı görmek istiyorum ayrıldığımız geceden beri gördüğüm o olabildiğine gerçek huzur verici rüyayı..ben içimi çeke çeke ağlarken "şimdi ne yapıcaz monte kristo?" diye o saçlarımı okşuyor ve çevremde bir sürü insan var benim ailem onun ailesi arkadaşlarımız tanıdığım tanımadığım bir sürü insan yanıma geliyor görmüyorum sadece duyuyorum monte kristo kontu hepsini kovalıyor koruyor beni insanlardan sadece kendine saklıyor.bu rüya ben uyudukça devam etsin..sonra bi gün tüm kötülükler gitsin başımızdan gelsin beni öpsün ve ben uyaniim gözyaşlarımı silsin..ve yine benim olsun benim sevdiğim adam..huzur bulduğum adam..çocuklarını doğrumak istediğim adam..ilk aşkımm olsun..Ama ya boşa kürek çekiyorsam ya artık istemiyorsa yaa o sözler her ayrılıkta söylenen klişe sözlerden biriyse..sadece beni üzmemek için.."KESİN ÖYLEDİR..!!! ERKEK MİLLETİ DEĞİL Mİ..!!" kafamdaki feminist ruh araya giriyorr...onu def ediyorumm 4senedir sen konuşuyorsun artık konuşma sırası bende..hayır o her sözünde samimiydi..ve evrene yakında o güzel günlerimize geri döneceğimizi gönderiyorum kii o da bana göndersin..
        Kendi kendimle tartışıyorum..şöyle şöyle olmuştu o böyle dedi sen bunu dedin aptal...resimlere bakıyorum tek tek çekildiği ana gidiyorum sanki yaşıyorum tekrardan..çizik bir telefon ekranından sevip okşuyorum artık seni..yıllarca seni aradıktan sonra hakettiğim bu muu peki seni böyle sevmek mi sana dokunamamak..sesini duyamamak..içimde her geçen gün seni büyüterek mi..kimseyi suçlamaya hakkım yok herşeyin sorumlusu bu kadar benken..en zoruda bu..vicdan azabı,pişmanlık..bazen ne yapacağımı bile bilemiyorum..unutmalı mı vaz mı geçmeli yoksa savaşmalı mı savaşmak istiyorum ama yorgunum..yere yığılıcak gibi hissediyorum ..ona bi gün en şiddetli kavgalarımızdan birini etmiştik ve o gün ilk kez ayrılık lafı geçmişti..Bana beni bi gün ayrıldığımızda anlıcaksın bütün bu söylediklerim aklına daha çok yatıcak o zaman beni anlarsın belki..anlıyorum sevgilim ama seni kazanmak için o günlere dönmek için hiçbişey yapamıyorum..Ben de sana o gün sensiz yaşayamam demiyorum yaşarım ama artık bir ruhum olmaz..eksik devam eder hayatım..artık bir ruhum yok ..bana o gün ayrılabiliriz bi gün gelir yeniden başlayabiliriz o zaman herşey çok farklı olabilir..hatalarımızı düzeltmiş oluruz birbirimizi daha iyi anlamış oluruz ben böyle bişey olmucak dediğimde nasıl kızmıştın nasıl engel olucaksın o çekime..şu an inandığım en büyük doğruyu yıkmaya hazırım ben ..amaa...aması yok iştee değişim başlamalı..artık SEN olmalısın..!! Hayatını geri kazanmak için,monte kristo kontunu geri kazanmak için..tam olabilmek için..
         Bugünü hazırlayan herşey beynimde dönüp duruyor ama en çok pişmanlıklarım..bazen öyle bir an geliyor ki tutamıyorum içimdekileri atıveriyorum ne varsa..kitabımın üzerindeki mendil bir kuruyor bir ıslanıyor..gözlerim artık alışkın..daha az ağlıyorum..ama gözlerimin altındaki morluklar gün geçtikçe artıyor..bazen an geliyor bilinçsizce akıyor gözyaşlarım yanaklarımı ıslatıyor..seni kırdığım herhangi bir an geldiğinde aklıma yada bana güzel bir söz söylediğin mutlu bir an hıçkırıklarım yükseliyor odamda..yastığı yumrukluyorum "NEDEN?" diyorum "NEDEN?" neden yaptın bunu..hiç acımadın mıı ona senin için neler yaptı hatırlsana az mı Trabzondan buraya köprü kurdu sen ne yaptın yanına geldiğinde bile yaranamadı sana..canını dişine taktı ilişkiniz düzelsin diye SEN olasın diye..çok mu zordu içindekileri dökmek..çok mu zordu balyozu eline alıp duvarları yıkmak..o elinde hiçbişey yokken vücudunu kullandı o duvarları yıkmak için her yer yara bere içinde kaldı sen elindeki balyozu kullanamadın..yaşadığın herşeyi hakediyorsun sen herşeyi...!! NEFRET EDİYORUM SENDEN ÖLESİYE NEFRET EDİYORUM...!!!!  SENİ ASLAA AFFETMİCEM O AFFETSE BİLE BEN AFFETMİCEM ONSUZ GÜNLER YAŞATTIĞIN İÇİN BANA ONU BENSİZ BIRAKTIĞIN İKİMİZİ KARANLIĞA VE BOŞLUĞA MAHKUM ETTİĞİN HER GÜN İÇİN SENDEN NEFRET EDİYORUM..!! Hayattaki en kötü şey insanın kendisine olan nefreti..başkası olsa saatlerce sayarsınız o insan karşılık verir veya vermez..vurursunuz ona tokat atarsınız..yumruklarsınız..içinizdekileri boşaltırsınız ama söz konusu kendiniz olunca farklıı kendin olunca o kap boşalır bir daha dolar boşalır bir daha bir daha..hatta bazen boşalamaz bile..kap sürekli dolar..insan kendini terkedemiyor..nereye gidersen git pişmanlıkların acıların seninle..anıların seninle..onun için ne zaman nede mekan değişikliği işe yarar böyle durumlarda..en iyisi buna alışmak..zaten bir süre sonra kendinize isyanlarınız gözyaşlarınız hayatınızın bir parçası oluyor..istemesenizde yapıyorsunuz..




                 "gün geçtikçe duvarlar yükselttim etrafımda..Ve sen bıkmadan usanmadan inatlaa o duvarlara çarptın bana ulaşmak için..yara aldın yaralarını sarmak için zaman bile kaybetmedin..gene denedin..denedin..denedin..her seferinde yaraların büyüdü..şimdi tam elime balyozu almışken sen pes ettiğini mi söylüyorsun bana??"

22 Eylül 2010 Çarşamba

sevgilin var mıı? ımmmmm hayırrrr peki bekar mısınn hayırr..!!

      Şimdiye kadar hiç düşünmediğim bişey düşünüyorum."Bir aşkı yaşatmak için illa el ele tutuşup gezmek..birbirine aşkım bebeğimm..canım cicim mi demek gerekiyor..??" O AŞK dediğin şey senin kalbinde ruhunda her hücrende aldığın her nefeste verdiğin her solukta..her an her saniye seninle..ders çalışırken seni izleyen uyurken saçını okşayan biri seni üzdüğünde elini tutan görünmez o  amaa o hep var..sevdiğine inanmak için illa seni seviyorum mu demek lazım..onu hissetmen için illa dokunması mı lazım..ama hep seninle değilse bunu hissedemiyorsan bu hiçbir zaman AŞK olamamıştır.sen aylarca yıllarca kendini kandırmışsın aşığım ben diye.O sadece karşı cinse duyduğun beğenme hissi..bu kadar basit..!! Eğer ben bunları hissedemiyorum diyorsan sabırla beklee beklee beklee..!! Bir gün senin kapını kırmak suretiylen gelecektir..;)
      Biz insanoğlu var yaa çok aptalız gerçekten de Aziz Nesin çok doğru söylemiş "Türk halkının %60'ı APTALDIR!!" die.Neden mi? Şöle ki yukarda saydıklarımı eğer ayrıldıktan sonra farkettiyseniz şanslı azınlıksınız.Bir de farkedemeyip göçüp gidenler var.Ki onlar için yapılacak hiçbirşey yok:) Aslında o insan yanınızdayken bunların farkına varsak ta karşımızdaki yazıkk yıpranmasa en çokta daha yeni yeni adımlarını atan bir bebek misali sendeleyen ilişkimiz zedelenmese ..sonunda ne mi olur o sendeleyen yürümeye çalışan bebek yürümezz oturduğu yerde kalır ve bir daha ayaklarının üzerinde durmaya bile korkar "gene düşücem" diye.Size böyle pek bir Güzin Abla modunda akıl veriyorum tabii siz benim şimdi nirvanaya ulaşmış bir kişilik olduğumu falan sanmayın sakın..ben de o %60'lık azınlıktanımm hem de körü körüne olanından..!! Amaa benim bi suçum yokkii benim sorunlarım vardı bunalımdaydımm kiiii bunlar bahane mii aslaaa..!! aslaa aslaaa aslaaa bu sebepler kabul görmezzzz..çünkü bizz hep bunu yapıyoruz..Bizim için bi erkeğin ciddiyetini anlatması için tek taş pırlanta alyans falan alması lazım ne bileyim şampanyanın içine atçak yada çikolatalı pastanın içine koyucak ta sizin diliminize gelicek tee ohooooooo bir de kalp şeklinde tavuklar ne bileyim kalp şeklinde pasta börek çörek falan fişmekan..!! bunları yapsınnn amaa siz arkanızı dönünce de ilk gördüğü sütun bacaklı hatuna yapışsın amaa tek geceliktiii aşk yoktuuuuu aman ne güzell nabalım erkektir yapıcak tabiii...haaahahahahaytttt güliimde kokmasın erkek mişşşşşşş!!! bunlara ancak erkek müsfettesi denir kandırmayın kendinizi boş yere..!! haaa ben bunu yapmadımm mııı tabiikide yaptımm..:) ciddiyet bi erkeğin yüreğindedir..sana bakışında..seninle konuşurken kullandığı kelimede sesinin tonunda..seni ailesine arkadaşlarına karşı nasıl anlattığıdır..evet kabul ediyorum bn %60'ım:)
     Aslında işin özü sevdiğiniz kişi sizi istediğiniz şekilde sevmeyebilir.Siz arasın istersiniz o aramayı sevmeyebilir..siz lüks restronlar istersiniz o evde yemek isteyebilir..siz pahalı hediyeler istersiniz o ihtiyacınız olan bir şey olabilir..siz çiçek istersiniz o almazz..bazı gitmek zorunda olduğu yerlere gitmek için eskiden ayakları geri geri gidioken şimdi can atıo olabilir..bu liste uzar kısaca "TÜM BUNLAR SİZİ SEVMEDİĞİ ANLAMINA GELMEZZ..!! Mühim olan başkalarının mükemmel ilişkisinden çıkıp kendi mükemmelinizi yaratmaktır..!! yaratabilenleri ayakta alkışlıyorum..=) %60'lık kesim hepberaber brovni partisi yapalım birde yaş gününden kalma bir mum dikelim tepesine birde onu yakalım öyle ağlayalım iyi mi:) sonra tabii o brovni miğdeye ama daha çok yüzümüze gözümüze:)
       Ben yaşadığım acı tatlı bu tecrübeden bi şey öğrendiysem o da şu ki bazen işler yolunda gitmez çeşitli sebepleri vardır.Bazılarımız unutmayı tercih eder..Bazılarımız düzeltmeyi..Bazılarımızsa artık bu aşkı içinde yaşamayı..ben galiba sonuncuyu seçtim..benim bir sevgilim yok ama çok büyük bir aşkım var içimde yaşıyorum dolu dizgin..baş ucumdaki resmini öpüp kokladığım telefonumun ekranında resmi olan..çok hislendiğimde mesajlarını tek tek okuduğum..bana yadigar bıraktığı acı tatlı komik hüzünlü anılarımla ve nasihatleriyle mutlu olduğum bir aşkım var..ona dokunamıyorum onu çok özlememe rağmen arayamıyorum onu göremiyorum zaten yakında benden çok uzaklarda olucak..sol elin her telefone gittiğinde sağ elimle kendimi tokatlıyorum kendine gel şeklinde :D ama içim onla öyle dolu kii ne onu unutabilirim ne de bi başkasını hayatıma alabilirim..Herkese iyi geceler..eğer hala bebeğiniz adım atmaya çalışıyorsa bırakın koşsun engellemeyin bir bebek gibi ilişkilerde düşe kalka büyür..;)




       NOT:Hayatta herkes seçimleriyle yaşar.Bir seçim yaparsınız ve onun sonuçlarını yaşarsınız.Ve bu noktadan sonra itiraz etme hakkınız olamaz..Ben de bir seçim yaptım ve sonuçlarını zaman içinde yaşayıp görücem..;)

21 Eylül 2010 Salı

deprem..

hayatıma asma bir kat yaptım
yeni bir aşk bir de çek yat attım
tam mutlu olurum burda derken
3.1'e bile dayanamadı tepeme yıkıldı...
        Bir gün gelir büyürsünüz..artık annenizin minik elli yavrusu değilsinizdir.Artık tüm dış tehlikelere açıksınızdır.Önünüzde heyecan dolu bir yol vardır..yıllarca hayalini kurduğunuz şey üniversite sıraları..Siz üniversite okuyun diye babanız hatırı sayılır dostlarını araya sokup size indirimli iyi bi dersane bulur..anneniz zor günler için saklanan altınlarını satar..çünkü kendi okuyamamıştır hayatta tek isteği vardır biricik kızı üniversite okusun bi kariyeri olsun kendisi gibi bi erkeğe muhtaç olmadan yaşasın kendi ayakları üzerinde dursun istediği zaman ceketini alsın kapıyı vurup çıkabilsin.Sonrası belli okul biticektir iş güç derken uygun bir kısmet bulunur biricik prensesini beyazlar içinde görmek ister pırlanta gibi bir kız yetiştirmenin gururunu onurunu yaşar.Her deneme sınavında netlerim biraz daha yükselirken hayalini kurduğum üniversitenin kapısına biraz daha yaklaşıyordum.İlk kez o zaman kalbim kırıldı.Ben o merdivenleri adım adım çıkarken birisi geldi kapımı çaldı "merhaba ben AŞK girebilirmiyim" dedi ben de tüm saflığımla "gel buyur" dedim..Yasak olanın yanlış olanın büyüsüne kapıldığın zaman o saflıkla herşey bir büyü gibi sanki herşeyin bir açıklaması var gibi gelse de yok aslında herşey o kadar çirkin ki her seferinde o acı gerçekler yüzünüze tokat gibi çarpsa da siz göremezsiniz..17 yaşındaysanız bu olmazz..kalbiniz kırıldı mı tamiri kolay olmaz..ruhunuzda onarılamayacak yaralar açıldıysa..kalbiniz birinin ellerinde oyuncak olduysa can çekişiyorsa bu olmaz..17 yaşındaysanız ve evden uçmak üzereyken bu olmuyor..ayrılıklar..aldatmalar..yalanlarr her zamankinden daha da iğrençleşiyor..Ve siz o bataklıkta can çekişirken sizi oraya iten hayatına kaldığı yerdend evam ediyor siz hayalinizdeki okula giremezken "anne-babanızın" tercihini okurken istenmeyen bir şehirde istenmeyen bir fakültede okurken birileri 1yıldır hayalini kurduğu okulda şehirde hatta ülkede yeni bir hayat yeni bir dünya kurmuştur bile.Üstelik bunu gözünüze soka soka yaşamak onun en büyük eğlencesi olur.Siz onun mutluluğuna bakarak ne kadar mutlu olunursa o kadar olursunuz..O başarılardan başarılara atlarken siz kendi başarısızlıklarınızı mutsuzluklarınızı bira şişelerinin dibinde sigaranın dumanında ararsınız..ben bunun için mi okudum annem bunun için mi altınlarını sattı..?? ve en önemlisi " ben bunu hakedicek ne yaptım..??" bunun tek bir cevabı var "hiçbirşey..!!" en kötüsü de bu..yıllar geçer siz saçma sapan 1-2 ilişki daha yaşarsınız ama hala aynı yerdesinizdir hala sorgularsınız halaa o kambur sırtınızdadır kimse bilmez çünkü utanırsınız öyle şeyler yaşarsınız ki ben bu "adamla" birlikteydim demeye bile yüzünüz olmaz..yapılan yanlışlar yanlışları beraberinde getirir..her yanlış sizi biraz daha yıpratır..yıllar geçerr sadece ondan haber gelmesin diye sürekli mail adresinizi değiştirirsiniz telefon numaranızı..o ise ne yapar eder bulur ve artık işi size düğün fotoğraflarını göndermeye kadar vardırır..evet sizin hayalini kurduğunuz yuva sizden onu çalanlarındır..başarılar mutluluklar...daha sayılamayacak en saf hayalleriniz çirkin ellerde..siz nerdesiniz? siz hala istemediğiniz beğenmediğiniz o okula sarılmış baba ocağında mutsuz perişan bir halde üstelik hayatta en çok değer verdiğiniz insanı en çok ihtiyacınız olan zamanda toprağa vermenin acısı da eklenir buna..kaybolmuşsunuzdur artık..Artık sizin dışınızda bir kabuk var sert bir kabuk ne biri girebilir nede siz çıkabilirsiniz..izin vermezsiniz çünkü dışarda ki insanlar kötü canınızı yakıyorlar...insanlar yalancıı..insanlar adii..çirkinn..hatırlaa ne kadar miğden bulandı gördüklerinden..ne kadar yalnız olduğunu hatırlaa..o yurt odasında telefon ışığında ağladığın günlerii seni boğan şehiri hatırla..gece yarısıı kriz geçirip gözünü hastane odasında açtığın günleri..okulda bayıldığın günler..nefessizlikten dudaklarının morardığı günleri hatırla oksijen tüpüyle yaşadığın hastane kokusunu hatırlaa..hatırlaa izin verme kabuğu kırmalarınaa..her darbede kalınlaştı o kabuk..ben o bataklığa daha da battım çığlığımı kimse duymadı o anılar beni hep aşağılara çekti..bi gün biri geldi bana elini uzattı "GEL" dedi ben iyiyim..ben güzelim..ben seni üzmücem inan kii ben sensiz yapamam ki dedi hatırlasana ben senin ilk aşkınım yıllarca beni aramadı mı gözlerin işte geldim burdayım..uzat elini nolurr..dedi..o MONTE KRİSTO KONTU..uzattım elimi nerdeydin ben seni aradım yıllarca seni hiç unutmadım ki ben..hem aklımda kaldı o çocuk gülüşün..sen bilemezsin ben gizli gizli seni izlerdim..yüzünün her hattını beynime kazıdım o resim hiç silinmedi ..
      Ben kontumu aldım ve yüreğimin içine oturttum..bu dünyada bir o bir ben..o varyaa onun gülüşü..sesi..dünyaya bedel "seni seviyorum"deyişi..Hayatımda bir kez olsun bi şansım vardı..hayata tutunmak yeni bir başlangıç için..yeni bir hayat kurdumm içinde huzurun sevginin olduğu..arada mesafeler olsa da sevginin hiç bitmediği artarak çoğaldığı bir hayat..ama olmadı..beni bataklığa çekenler bırakmadılar beni kontumun büyük aşkı koruyamadı beni..ben o bataklığa gene battım..hiçbişey yapamadım..konuşamadım benim çığlıklarımı o duyamadı..oysa bir duysaydıı..koruyamadım sevgimi hayatın bana verdiği o tek şansı kendi ellerimle kaçırdım..dilim mühürlendi konuşamadım..anlatamadım onu ne çok sevdiğimi ama yaralarım hala kanıyorr anlatsam anlarmıydıkii ama utandım konuşamadım..kendime bile söyleyemediğim şeyleri ona nasıl söylerim..onu kaybettim..şimdi pişmanlık neye yarar..neyi değiştirir..benim bu aşka olan inancım..ona bu kadar zarar verdikten sonra..unutmak mı en doğrusuu nasıl unutabilirim ki mümkün mü..
      Birini çok sevdiğinizde ama öyle böyle değil ömrünüzü adayacak kadar çok sevdiğinizde..o artık merkezdedir.Ben de bunu yaptım o merkezdi..sonrası onun üzerine kuruldu..işim..kariyerim..hayatım..herşey onun üzerindeydi..şimdii onu çekip çıkardığımda hepsi benim tepeme yıkıldı..sanki deprem gibi..benim bütün binalarım yerle bir şu an..nasıl toparlanırım bilmiyorum ..zaman en güzel ilaç diyorlar hangi zaman yeter bu acıyı hafifletmeye bilmiyorum tek bildiğim sırtımdaki kamburu atmadıkça ben asla "ben" olamayacağım..zaten bu depremin en büyük sorumlusu da bu.."ben hiç bir zaman BEN  olamadım bu ilişkide sen hiçbir zaman BENİ tanıyamadın ki.."


                    not:aşk geliyorum demez ama gidiyorum der onun için gitmesine izin verme..!!







11 Eylül 2010 Cumartesi

12 eylül'ün bizim için anlamı..:)

Daha dün gibi hatırlıyorum senin minik ayaklarınla o ilk adımlarını atışını..seni eğlendirmek için nasıl şekillere girdiğimizi..sonra seni elinden tutup servise bindirişim ve sırana kadar oturtuşum..her tenefüste heyecanla senin yanına inişim.sen bahçede oyununu oynarken arkadandan bakardım düşersen yanında olayım diye çünkü biliyorum ağlarsın..ve ben senin gözyaşlarına dayanamam..o minik gözlerinden akacak her damla yaş benim içimi yakar çünkü..sonra sen büyüdün hayatınla ilgili önemli kararlar alacak kadar büyüdün..kafan karıştığında sana ışık tuttum benim girdiğim yanlış yollara girme diye.o yollarda kaybolursan ağlarsın çünkü ve ben buna dayanamam..önceleri çok korksam da şimdi eminim sen en doğru kararı verdin.şimdi yeni kararlar var önünde üniversiteli olucaksın.öğretmen olucaksın..geleceğin mimarları ilk sana gelicekler onlar için en doğru kararları verebileceğine eminim bitanem çünkü sen hep en doğru karı aklınla verebildin.şu an biliyorum canın yanıyor belki ağlıyorsun da hayatın boyunca senin arkanda durmam yetmedi malesef minicik kalbinin kırılmasına ve zeytin gözlerinden akan yaşlara engel olamadım.affet beni..!! bundan sonra artık tek başınasın bitanemm alacağın kararların sorumluluğu tamamen sende ve unutma bu kararlar sadece seni etkilemicek bütün hayatını ve çevrendeki herkesi etkilicek.onun için iki kere düşünmeni tavsiye ederim sana.Allah seni bize hediye olarak verdi.herzaman yüzümüzü güldürdün.hala da güldürüyorsun ve senin başarılarınla gurur duyuyoruz.seni herzaman çok sevdim hep yanında olmak istedim ama pek beceremedim..bundan sonra da hep yanında olucağımı bil yeter aldığın kararlar ne olursa olsun yanındayım hep olduğu gibi arkanda olucam düşersen kaldırayım diye.ama şunu unutma bundan sonra alacağın yaralar dizindeki yaralar gibi olmayacak çok daha ağır yaralar alıcaksın buna hazırla kendi lütfen..ama sen hayat sana ne getirirse getirsin ayakta durucaksın ki onlar zarar görsün kazanan sen olucaksın bitanem..herşeyin en iyisine ve en güzeline layıksın sen dilerim bütün hayatın güzellikler içinde geçsin.

                                          seni çok seven manevi ablan fulya..<3